Yöresel Başlıklara Hayat Veren Adam... ÜSTÜN GÜRTUNA

2016-02-18 10:11:00

Üstün GÜRTUNA hocamla yapılan bir ropörtajdan (Kalkedon dans) alıntıdır.  19 Mayıs 1943 tarihinde Çanakkale’de doğdum. 1967 yılında İ.T.Ü. Edebiyat Fakültesi tarih bölümünü, 1970 yılında İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi inşaat bölümünü, aynı yıl İstanbul Belediyesi Konservatuarı Türk Müziği bölümünü, 1979 yılında İ.Ü. Pedagoji bölümünü aynı yıl İ.Ü. Yüksek İslam Enstitüsü mezunuyum. 41 yıl İ.T.Ü. ‘de öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekli olup F.S.M. Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine giyim-tasarım eğitmeni olarak atandım. Halk danslarına nasıl başladınız? Halk danslarına 8 yaşında ilkokul öğretmenim sayesinde başladım. Köy Enstitüsü mezunu olan ilkokul öğretmenimden tüm mesleklerimi öğrendim. Daha sonra çeşitli kurum ve kuruluşlarda dansçılık, müzisyenlik ve eğitmenlik yaptım. 61 yıllık dans hayatımda 212 yurtdışı festival ve yarışmalarına katıldım ve ülkemiz adına birincilikler ve çeşitli dereceler kazandım.   Bütün hayatınızı halk dansları üzerine geçirmenizin ana sebebi nedir ?    8 yaşından itibaren hayatımın her anını halk dansları ile iç içe geçirdim. Bunun tek sebebi halk danslarına ve kültürümüze olan tutkum ve aşkımdır. Bu öylesine bir aşk ki insan bedenine girdiğinde kolay kolay bırakmıyor.   Siz bizim ustamız olduğunuz gibi size de bu işi sevdiren ustalarınız vardır elbette. Onlardan neler öğrendiniz?   Burada sizin aracılığınız ile halk danslarını bana öğreten ve sevdiren, sizlerin beni usta olarak değerlendirmesine bir şekilde vesile olan ustalarımın isimlerini hatırlayabildiğim kadarı ile anmak istiyorum.... Devamı

Kırklareli Yöresi Halk oyunları...

2010-08-27 19:27:00

      KIRKLARELİ YÖRESİ HALK OYUNLARI Aşağıda oynama şeklini açıkladığımız oyunlar yörenize Selanik , Kavala, Drama ve İskoça yöresinden eski Türkler tarafından getirilmiştir. Genel olarak yöremiz oyunları hareket,renk,melodi ve şekil yönünden Anadolu'dan ayrılmasına karşın, kendi aralarında benzerlik gösterirler. Bu benzerlik kent kent , kasaba kasaba, köy,köy bozulup bölgeselleşebilir. Bazen aynı oyun değişik yerlerde hatta isim değiştirilerek oynanabilir. Kırklareli ve yöresi halk oyunlarını bu açıdan inceleme zorunluluğu vardır. Bazı çevreler oynadığımız oyunlardan Ziğoş Drama karşılanması diye adlandırdığımız oyunların milli yönlerden kabul etmemektedirler. Daha önce Türk toprakları olan bölgelerde oyunların gerçek Türkler tarafından oynandığını ve müziklerinin de Türk melodileri olduğunu hatırlatmak gerekir. KIRKLARELİ VE YÖRESİ HALK OYUNLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ 1 - Hemen hemen her oyun ağır ve tempolu hareketlerle başlar ve süratli bir şekilde sona erer. 2- Oyunlar el ele veya eller tutuşmadan oynanır. 3- Oyunlar çift zurna , çift davul ile oynanır. KIRKLARELİ OYUNLARIMIZ bre Değirmenci(Aman Değirmenci) Karşılama, kadın, çift-toplu, ve türkülü, Abre Süleyman Ağa(Mandıra) : Karşılama, kadın erkek karma, çift-toplu, tütkülü Ago ( Ago oğlu ) : Horo erkek. Ağır Tikveş : Horo erkek. Ahmet Bey ( beylerbeyi ) : Horo Alay Bey : Horo, erkek, türkülü Alaylar,alaylar : Karşılama, Kadın, çift-toplu, türkülü Ali Yazıcı :Horo, erkek Aşağı Tikveş : Horo erkek Arzu ile Kanber : Horo erkek At koşturma : Taklitli oyun erkek tek ... Devamı

Oltutaşı...

2009-11-10 12:29:00

Erzurum’un siyah incisiOltutaşıZahmetle çıkarılıp hünerle işlenen oltutaşı, ihtişamlı ama mütevazı haliyle yeraltının siyah incisidir.Erzurum, Anadolu’nun ‘dadaşlar diyarı’dır. Rüzgârın sert estiği, estikçe savurduğu; yaşamın delice ve dingince insana doğru aktığı bir yer... Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminin kalıntıları ve eserleri ile dünü bugünde de yaşatan; yaylaları, ovaları, çağlayanları ve yiğit insanları ile yaklaşık 2000 metre yüksekliğinde bir yayla şehridir. Türküleri, masalları, çağ kebabı ve oltutaşı ile bir bütündür yaşam...İnsanoğlunun bilinen en eski süs eşyalarından olan oltutaşı, Erzurum’un en önemli simgelerinden biridir ve en kalitelisi de bu topraklarda bulunur. Oltu ilçesinin Güzelsu, Güllüce, Yeşilbaşlar, Alatarla, Dutlu, Çataksu ve Sülünkaya gibi çevre köylerinde bol olarak görülen oltutaşı, yöre insanının emeği ile yeraltından bin bir güçlükle çıkarılır. Taşın saklanması ve şekil verilmesi de ayrı bir özen ve emek gerektirir. Her usta bir heykeltıraş titizliğinde çalışır, yumuşak oltutaşını çifte su verilmiş bıçakla yontup zımparalayarak şekil verir. Tebeşir tozu ve zeytinyağı ile cilalanan taşlar, kolyeden küpeye, sigaralıktan yüzüğe pek çok süs eşyasına dönüşüverir. Özellikle erkeklerin ellerinden düşürmedikleri oltutaşından tespihler tüm ihtişamlarıyla “ben de varım” der gibidir.KRALİÇE VİKTORYA’NIN TAŞIFosilleşmiş reçine ya da fosilleşmiş ağaç gövdelerinden oluşan oltutaşı, yumuşak bir linyit türüdür. Hakim renk siyahtır, ancak nadiren de olsa gri-yeşilimsi renkli olanları da vardır. Dünyanın pek çok yerinde çıkarılan oltutaşının tarihi Bro... Devamı

Yaprakların İkinci Baharı...

2009-11-10 10:29:00

Kapalıçarşı’nın ‘kapalı kutu’larından birini açtık. İçinden, Nick Merdenyan’ın, hat ve tezhip sanatını kullanarak hayat verdiği tablo gibi yapraklar çıktı... Kitaplar, sadece okunmak için değildir. Bazen hasretin paylaşıldığı en iyi arkadaştır. Sevdiklerin fotoğrafları konur içine; annenin, babanın, kardeşin, sevgilinin... Ve aralanır kitabın yaprakları, hasret gelip çattığında... Çiçeklerin vazodaki iki üç günlük ömründen sonra, ebedi istirahatgâhları olur kitaplar; ikinci hayatları... Bazen de bir yaprağın yatağı olur uykuya çekildiği. Yine aralanır kitap; belki yıllar sonra... Nick Merdenyan da, çok beğendiği bir çiçeğin iki yaprağını koymuştu kitabının arasına. Oğlunun vaftiz töreninde hediye edilmişti. Yaprak saklamak gibi bir tutkusu yoktu. Sadece o an içinden gelmiş ve kütüphanesinden çıkardığı bir kitabın arasına gelişigüzel yerleştirivermişti. Sonra da unutmuştu... Aradan epey bir zaman geçti. Bir konu hakkında araştırma yapması gerekiyordu. Rafa uzandı eli; o kitaba. Sayfalarını araladı. Karşısında ipek gibi duran iki yaprak vardı. Sebebini bilmediği bir heyecan duydu içinde. Solmuş yapraklar, içinde bir şeyleri yeşertmişti. Kısa süre sonra, bu heyecanın nedenini bulup bir ilki gerçekleştirecekti Nick Merdenyan. Zihninde tasarladığı şekiller, desenler ve mesajlar, hat ve tezhip sanatıyla yapraklara dökülüverecek; dünyanın dört bir yanından insanın evine girecekti... HOŞGÖRÜ, SEVGİ VE BARIŞHikâyenin kahramanı, 1968’den beri Kapalıçarşı’daki Cevahir Bedesteni’nde esnaflık yapan Nick Merdenyan’dan dinleyelim devamını... “Bu kurumuş yapraklarla ne yapılabilir diye düşünüyordum hep. Yaprakların üzerine hat sanatı yapılıp yapılamayacağı geldi aklıma.... Devamı

Kaftanlar...

2009-11-10 09:20:00

Davet edildiği bir düğün ziyafetine gündelik elbiseleriyle gidince, kimse aldırış etmez Nasreddin Hoca’ya. Ne buyur diyen vardır, ne de otur diyen. Duruma canı sıkılan Hoca, bir koşu evine gider ve bayramlık kürkünü geçirir sırtına. Düğün yerine gelir yeniden. Hoca’yı kürküyle görenler, onu baş köşeye oturtup önüne envai çeşit yemek sıralarlar. Hoca da kürkünün ucunu, çorba tasına daldırır birden: “Ye kürküm ye!” diye bağırır. Herkes şaşırıp sorar: “Ne yapıyorsun Hoca efendi, kürk yemek yer mi hiç?” O da şu cevabı verir: “Madem ki bütün saygı ve ikram kürküme yapılmıştır. Öyleyse yemeği de o yesin!” 13. yüzyılda yaşamış Türk halk düşünürü Nasreddin Hoca’nın en bilinen gülmecesidir bu. Yüzyıllardır anlatılagelen ve anlamını hâlâ yitirmeyen... ‘Şaka’ bir yana, kıyafetler önemli bir ‘güç göstergesi’ olmuştur her devirde. Günümüzde kullandığımız arabadan oturduğumuz eve, hatta taktığımız saatten ziynet eşyasına kadar pek çok detay gibi... Osmanlı döneminde kullanılan kaftanlar da, özellikle padişahların gücünü gösteren büyük bir sembol olmuştur. Sultan kaftanları, yalnızca siyasi gücün değil; o dönemlerin ince zevkinin, Osmanlı sanatı ve yaratıcılığının da ne denli zengin olduğunun göstergesidir aynı zamanda... İşte bu zenginliği tüm dünya, Washington Smithsonian Müzesi’nin Freer ve Arthur Sackler galerilerinde düzenlenen ‘Stil ve Statü: Osmanlı Türkiyesi’nden Saray Kıyafetleri’ adlı muhteşem sergiyle bir kez daha görme fırsatı buldu. Bulmaya da devam ediyor... Koç Holding’in ana sponsorluğunda, T.C. Kültür Ba... Devamı